| |
Batuna
TV YAYINLARIMIZ
Tarih: 12:28, 19/3/2006
Tarih: 09:42, 17/3/2006
Günebakan
|
I
kendi yurdun olmalı... şöyle enine boyuna uzanmalısın, düşlerin gibi özel...
II
ne zaman uyandın,dur! arkasından yenisi geliyor. mavi kanatlı kuşların uçup, mutluluk taşıdığı ülkeden. erken olan sabahların çağrısını duy, düş, hangi günebakandı. çiçekleri patladı mı,sevinci taşırken? yeniden doğuşu yaşatan hareket gökteki kızıllıktan mı aldı rengini?
III
ey yaz! hayatın sunuşu geçmişin hazinesi gölgelendir yaz ayazını, avuçlarımdan akan tuzlu sudan. olgunluğun rüzgarı es poyrazdan es ki, savur kirlenmişlikleri, gökkuşağının renklerini dök kucağıma hasretinle kavuştur,mavi dalgalarla gel. ama gitme! hayalimin çengelli iğnelerine takıl, güllerin mavi olsun,umudumuz gibi
IV
kadının, susamış damarlarından kanı çekiliyordu, yavrusunu beslerken, öpücüğe hasret çatlamış dudaklarından sıyrılmıştı tüm renkler. boynunda kaldı hasret öpücüğü... |
“Hep böyle kıskançlık besletecek kadar güzel kal! ...”
|
Gençliğin ilk heyecanı ile çarpan yüreklerine yenilmek,aşkı yaşamak istiyorlardı.Üniversiteye başlamışlardı.
şimdi sıra aşktaydı, kalplerini çelecek, yüzlerini güldürecek, aşklarını bekliyorlardı.
Kışı geride bırakıp Mart ayı gelmişti,pırıl pırıl ilkbahar güneşi yüzlerini aydınlatıyordu.Rüya’nın doğum günüydü. Belki bu gün dileğimiz kabul olur, karşımıza bizi sevecek,gönül vereceğimiz biri çıkar diye konuşurlarken,Kantinde oturdukları masaya iki genç geldi.Ellerinde çay tepsisi... “-Birlikte çay içip,tanışabilir miyiz? ”dediler. Rüya hemen “-olur” dedi. Tanıştılar,konuştular,heyecanlandılar,kalpleri aktı birbirlerine.Bu ilk aşktı, diğerleri bilemedi.
duygular kayan yıldızlar gibiydi parlak ışıl ışıl ve tertemizdi bakışlar korkak ve kaçamaktı, sanki ilk aşk! bilemediler genç yaşta, zamana yenildiler... Göksel Rüya’ya, Yüksel Özge’ye sevdalandı. önceleri aşktan utandılar... Öyle mutlu oldular ki, görenler kıskandı,
Tatil yaklaşmıştı,nasıl görüşeceklerdi,korku düştü yüreklerine görüşemezsek bir daha diye.
dayanamadı Göksel, “seni seviyorum” dedi. Rüya utanarak,”bende” diyebildi. umutlandı genç heyecanla, birde evlenme teklif etti, çocukluğuna bakmadan... Rüya inanamadı duyduklarına, kalbi fırlayacaktı heyecandan, dayanamadı,”nasıl” diyebildi ancak, “kaçırırım vermezlerse,tabi sende istersen” Eylül’e ertelediler... Göksel annesini alıp gelecikti İZMİR’den
1 Ağustos sıcağın kavurduğu aşkın alev alev yaktığı umutların yelken açtığı hasret günleri başladı. gitti sevgili tüm vaatleri ardına takıp,gönlü yakıp gitti de gelmedi, ne bir haber,ne selam anladı Rüya, mutluluklar uzun süreli değildir, gerçek aşklarsa ebedîdir. her şey hayallerinde kaldı. o zaman moda olan gümüş yüzüğü, parmağında asılı kaldı. bahtını kapattı ki; ben birine bağlıyım. kimselere diyemedi, sessizce kuytularda ağladı. oysa eli eline değmemişti. nasıl bir aşktı ki; düşündükçe acıtıyordu... Eylül geldi,yine haber yoktu sevgiliden, dayanamadı Rüya aradı,sordu... tüm cesaretini toplayıp sadece “neden” dedi. bana beni sev demedim! gel benimle evlen demedim! sen istedin beni ve evliliği, sonra bu anlamsızlık neden! ! ! “-olmayacak” dedi genç...
Anam: “-sütümü helâl etmem” dedi. “-senin istediğini,biz istemeyiz” “Ne yapabilirim,onları kıramadım aşkımdan,senden vazgeçtim,yapamadım ne olur bana beddua etme.”
Rüya için asıl acılı günler yeni başlıyordu.Bu olanlara anlam veremiyor,çözümü bulamıyordu.
Aşk bu muydu? Özge’ye gitti, Yüksel’e koştu anlattı, “-Yüksel benim öyle arkadaşım yok,sana bunu yapan benim dostum olamaz.” O da kalbini açtı Rüya’ya “-Özge beni anlamıyor,ben onu seviyorum,evlenmek istiyorum.” “İdeallerim var” diyor,başka bir şey demiyor. Rüya arkadaşı ile konuşmaya gitti.Özge’de yok dedi istemem.Ben ona evet diyemem,hedeflerim var.Gitti Özge’ de idealleri peşine...
Rüya ve yüksel yalnız kalmışlar, ikisi de ihanete uğramışlardı. acıları onları kenetledi,sırdaş oldular, dertdaş oldular,dostluk kurdular... Ta ki 17 Ağustos’a kadar, Düzce’ de aldı deprem dostunu, kara toprağa şehit verdi. rüya anladı ki; gerçek dostluk,arkadaşlık, aşktan üstündü... biri çekip giderken, diğeri hep yanındaydı. Yüksel’in bir sözü vardı; Rüya’ya hoş bir seda olarak kaldı: “Hep böyle kıskançlık besletecek kadar güzel kal! ...”
Rüya şimdi mutlu,iki oğul anası, İsimleri Göksel ve Yüksel... Göksel şimdi bir KIZ babası, beddua almadı ama yüzü hiç gülmedi. Özge bir kız annesi, ideallerinin peşinde. Yüksel ise hepsinden mutlu çünkü, cennette bir melek... |
Mektup
|

Dostlarının yükünden muhtemelen bükülmüş beline, bir yük daha almak istiyorsun boşu boşuna. Madem sordun anlatayım...
Bazen çok iyi, kükreyen bir aslan gibiyim…sahiden Bazen de kötü kurdun ağzından kanayan kuzu gibiyim. Ama inan bana hayatı zevkle adımlıyorum. Umutla koşuyorum ve çok mutluyum. Bunu insanların hem için de hem de dışında kalmaya borçluyum. Gerçekten… Dudaklarım beni sarmalayan iki güzel fahişemin dudaklarında her gece. Onlardan çaldığım sevinç sayesinde, hepimiz bir arada mutluyuz, yıldızlı gece denen yatağımızda. Ancak, gecenin başlangıcında, herkes sevinç yolunda, şen çocuklar gibi, zıplaya zıplaya koşar düş kılavuzumuz olan sigaramın dumanının ardından. Gecenin sonunda, fahişelerimden geriye bedenimdeki sızılar kalır her gece… En sonunda sadece ben ve sızılarım kalırız başbaşa. Düşlerimde yükselir her gece bir başka yıldıza. O da beni terk eder dipsiz uykunun kucağına. İnan bana dostum, buna rağmen ben, çok mutluyum. Mutlu olmalıyım. - sigaramın ve içkimin- kucağında |
| | |
Ey Zaman Geçme Dur
|

Uyuyamıyorum, Gece de sarmıyor beni Yıldızları bulutlar esir almış Beni senin aldığın gibi Söylemeyeceğim sana inat Bilemeyeceksin Ne kabus zincirlerimi Ne de aşkının esaretini Mavilikleri derinden çekerken Sen korkularınla yaşarken Yaşamın anlamını ararken Hissediyorum yalnızlığını Bileceğim... Sen bilemeyeceksin Gözyaşlarımın yerine Kahkahalarımı duyacaksın Hasretimin yerine Birlikteliğini yaşayacaksın Bilemeyeceksin benim Seni ne sevdiğimi...
Bindiğim gemi yine yanlış limanda Kokunu bilmiyorum ki
Maviliklerde yol almayı umut etmiştim Şöyle hafif bir meltem esmeliydi Yüreğimden yüreğine
Hani ilk görüşte aşk derler ya Öyle işte Ama ben seni görmedim ki Sen geldiğinde ise, Ey zaman geçme dur!
Öyle acı içindeyim ki,acıktı Seninle avuttum gönlümü
Büyüdükçe büyüyorsun içimde Hadi söyle ne yaparım şimdi En zor olan kısmına geldik Acı veriyorsun artık
Sana desem ki; Seni seviyorum, Ya da aşığım Yada tutkuluyum Ne bileyim işte, Seninle doluyum. |
Hattuşşaşlı Kadın Sanatçı
|

kadın yazardı; kelebeklerin kanadında özgürlüklerini, gökyüzünden arşa uzanan noktada yakaladı…
kadın müzisyendi; aşkı notalarında konuşturdu ezgilerle yıldızlardaki gizemi yakalamıştı…
kadın şairdi; dizelerindeki aşkı doruk noktasındaydı doyma sınırından geriye gitse kaybedecektı, aşkı ölümdü dünyasında ileriye gitse kaybolacaktı
kadın sanatçı; çevresindeki acı çeken insanlardan dolayı acıları dayanılmaz hale gelmişti artık bedeni dayanamıyor eriyordu hayatına ve acılarına son vermek istedi ölüm, onun için “mutluluklar ülkesiydi” oraya gitmek istedi tam kendini ölüme teslim edecekken bir ses durdurdu onu “Acılara dayanma sanatını bilmeyenler, mutluluk ülkesine gidemezler...” kadın düşündü, bu sanatı nasıl öğrenebilirim ki; diye sordu sese, “O sanat parmaklarının ucunda” dedi ses hayata döndü kadın mutluluklar ülkesini, parmaklarının ucunda yakaladı... |
Aldatıldım
|

Kalbim biliyor duygularım biliyor düşündüğüm zamanlar aklımda biliyor ben aldatmadım yalnızca aldatıldım! ! ! |
Mavi Sevdam
|

Kızıl bir gündü Gözümde mavi bulutlu yelkenliydi hayat Alıp götürdü beni,bilinmeyen derinliklere Sevgi maviydi Umut mavi Benim için bakışlarını saklı tut ki Kimse bilmesin beni orada yaşattığını
Mavi gözlü bebeğim, denizlerden engin Düşünceleri pak sevdiğim,insansın sen İnsan yoksunu dünyada Eşsizsin… |
Seni Sana Emanet Ediyorum
|

Seni Sana Emanet Ediyorum
bahar gelmiş, kuşların yalancısıyım laleler açmış,menekşeler gülümsüyor bahar geldi diyorlar onların yalancısıyım ağaçlar beyazlarını giymiş hüzün yok gökte onların yalancısıyım içimde ki acı senin özleminle büyürken kızıyorum bu tabiatın yeniden doğuşuna ayaz varken yüreğimde neden güler menekşeler Kalbkalbekarşıdır Sarmaşığım benden su isterken,göz yaşlarımla suladım coştu kanatları kalplerin biri buruk boynunu büktü konuştum senden esinti diye dedi ki bana: geçer bu acıları da sabırlı olmalısın sitem sana yakışmaz gülmesen bile yaşamalısın dua etmemi söyledi sana ediyorum yemin olsun adını anınca içim yanıyor bir ateş sarıyor benliğimi uzaklaşmandan korkuyorum bundan uzağı var mıdır ayrılığın acının bundan büyüğü var mıdır
hesapsız, sorgusuz,nedensiz,çaresiz ve bitkin bir terk ediş hazırlayacaksın yazar sensin bunu bulursun nasıl olsa yine Rüya' da şöyle derdi: sevgiler acıtır insanı ama gelir geçer esas baki kalacak dostluktur. ben bundan korkarım ciğerparem dostluğunu kaybetmekten korkarım arkadaşlığını kaybetmekten korkarım.
kader bir sunuş hazırlıyor olmalı ben yalnız yapamazdım yalnız sevmedim sende sevdin
Biliyor musun seni çok özlüyorum Seni sana emanet ediyorum. |
Kadın sevdiği adama sorar: ' Neden Ağlıyorsun? ' Adam cevap verir: ' Seni sevemediğim için.' İşte bu yüzden bir kez daha iyi ki varsın diyorum sana.
Senin de beni sevmeni elbette çok isterim. Belki de inanmayacaksın ama, olmasa da olur. Çünkü yıllarca sevgimin öyle çok düşmanı, öyle çok muhafızı vardı ki, ben seninle onları aştım, inan varolman bile yeterli ve seni seviyor olmak bile büyük bir nimet benim için.
Ve şunu bil ki bu sevgime asla çoklarının yaptığı gibi yeteneksizliklerimi, kusurlarımı, yalnızlık korkumu, başarısızlıklarımı yüklemiyorum. Eğer öyle olsaydı, yitirmekten ölesiye korkar, seni kör bir tutkuyla sahiplenirdim.
Oysa seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum.
Birden özleyiveriyorsunuz... Çoktan unuttuğunuzu sandığınız ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.
Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü, siz çarşaflarınızın arasında, bütün tehlikelerden uzak, güvenle yattığınızı sandığınız bir anda, usulca ruhunuza sokulup, sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri birer birer ateşleyiveriyor. İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz. Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak, ona dokunmak, onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...
Özlemek, o yakıcı istek, bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor. Özlediğiniz ise çok uzaklarda... Yanında olmasını istediğiniz halde yanınızda olmayan bir tek kişi, yanınıza bile yaklaşmadan, hatta onu özlediğinizden ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan, bütün hayatı, bütün görüntüleri eritip başka kılıklara sokuyor...
''Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,arkadaşlık,sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omuzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu? Değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına ,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken birgün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katmıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskimeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kitlenir.
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları ''BIRGÜN'' geçmişte kalmıştır; oysa, hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omuzunuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip ''Nasıl olsa ileride birgün tekrar karşıma çıkar '' dediğinizdir. Oysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir O, boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
MUTLULUK NEREDEDİR? Mutluluk;
Cana can katanımla bir yaz denizinin karşısında, bir ağaç gölgesinderir. Tedirgin edilmeden uyunan bir toprak parcasındadır. Bir bahar sabahında cıplak ayakla koşulan ıslak çimenlerdedir. Sıcak bir günün bitimine doğru birdenbire esiveren serin bir yeldedir. Güvenli bir düşüncenin aydınlıgında, sıcasık bir omuzun, dizlerin yumuşaklığında sevi'sinde, uygun bir sesin titreşimindedir. İstekle ısırılan bir peynir diliminde, yanarak içilen bir yudum suda, özlemle aranan bir fincan kahvededir. Bakkaldan alınan bir paketi taşırken dergilerden yapılmış kesekâğıdında gözucuyla okunuveren güzel bir sözdedir. Günün ilk aydınlığında, gecenin son karanlığındadır. Özlenen can tadının meyva çiçeği tadına dönüşümündedir, renk renk duyguların oluşumunda bilinmeyen renklerin şekillenmesindedir, yüreğin dudaklarındadır. Bir annenin oksayışında, bir babanin bakışında, bir can'ınn dokunuşunda, çocuğun gülüşündedir. Bir ayrılışta dudaklara can ateşiyle konan öpücüktedir. O Can Sesini Duymaktadır. Yarınları istemektedir......
Tarih: 09:40, 17/3/2006
Gülüm
|

Gülüm
Bir tokat gibi geldi sözün
Ne yaparsın gerçekti özün Bir gün döner sanırsın gülün Gidenler geri dönmüyor ki gülüm
Sevdamızın ardından kırgınım Maziyi yaşatmaktan bıkkınım Böyle ömür sürmekten yılgınım Gidenler geri dönmüyor ki gülüm
Sanırsın bu gönül sana da yandı Dünyanın tüm nimetlerine kandı Bedbaht gönül asıl gülüne yandı Gidenler geri dönmüyor ki gülüm
Ayna misali yüreğimin sesi Aşkımızın bu dinmeyen nefesi Yarınlarımızın ölüm busesi Gidenler geri dönmüyor ki gülüm
|
Kalleşti Ölüm
|

Kalleşti Ölüm
bahar geliyordu senin bedenin bana soyunmuştu bense aşka
gelmişti bahar açıldı laleler kadehte bir yudum şarap vardı
kördü yollar boyun eğdi kadere dizildi yudum kalleşti ölüm
|
Sesini Öpen Periler
|

Gece uzun olacak Senin gözlerinden belli
kuytu bir köşede rüzgarın sesi sana karışırken ölümü hisset… aşka nasıl ölüm karışır ölümüne sevmek dedikleri bu olsa gerek…
gitmişti sesini öpen periler bir avuç mavilik kalmıştı _______________derinler sana çıkıyordu…
uğultuyu dinle,sesine karıştı yine raks eden yapraklar asfalttan yükselen sıcaklık, tabanlarını yakarken yüreğinin yangınına değmedi.
su götürür bir serinlik ver bana yüzün yüzüme değmeli bülbülün diyarını çoktan yitirmiş derme gülleri yaban gülleri daha deli daha hoyrat yangınlarında
Gece uzun olacak
senin gözlerinden belli |

Canım
İçim acıyor biliyor musun?
Sana anlatmıştım…sende buna benzer bir şey anlatmıştın… hatta bu yöntemi uyguladığını söylemiştin hayatında.
Ne idi…
Hayatımdan bir kesit ile şöyleydi:
Çok sevdiğim bir öğretmenim vardı, öyle güzeldi ki söylediği her sözü benim için inciden değerliydi..o ders anlatırken harfiyen her şey hafızama kayd olurdu.Hemde en ince ayrıntılarıyla, ellerinin aldığı harektleri ile mimikleri ile…hala hafızamdadır, sevgisiyle birlikte…
Ve onun gözdesiydim ben. Amacım bu idi, başarının her türlüsünü yaşamıştım onun gözünde, anlattıkları ile yetinmiyor daha fazlasını öğrenip, onun bana olan sevgisini artırmaya çalışıyordum…ve biliyordum ki o da beni çok seviyordu. Arkadaşlarım arasında gizli bir kıskançlık ve benimle bir yarış vardı. Bir gün bir soru yazdı, en öndeyim bende …kimse parmak kaldırırmaş bir ben kaldırmışım önce farkında değildim…Sen dedi bana çıktım tebeşiri aldım bir çırpıda soruyu çözdüm…Çözüş şeklim daha pratikmiş, öğretmeni diğer şeklini de çözdü ve beni tebrik etti. Not defterini aldı ve sözlüme 10 verdi. Sen bu notu hak ettin artık dedi.
Ve bir gün son yazılı idi… Yılın son yazılısı, 10 almaktı hedefim, öyle çok çalışmıştım ki; soruları dağıttı öğretmen, cevaplarını yapmaya başlamam ile bitirmem 10 dk ya sürdü ya sürmedi…Kontrollerimi de bitirdim, tamam 10 alırdım. Şeytan olmalı dürttü beni, yanımda oturan arkadaşım, hiç anlamıyordu matematikten ve kalacağı da kesindi. Onun sorularına ilişti gözüm, ve onun sorularını çözmeye başladım gözüm ile…dayanamadım sonra kağıdını aldım benimkini de ona verdim, bir anda nasıl yaptım hala bilmiyorum, o güne kadar kopya bile çekmemiştim…Onun sorularını da çözdüm…. Ve öğretmen görmüş…iki kağıda da aldı.Dışarı çıkın dedi….ve bakışları ile beni orada öldürdü…o gün ağlamaya başladım, günlerce ağladım, günlerce hemde…hatta disipline verecekti, sınıf öğretmenimiz araya girmiş ve vazgeçirmiş…sadece yazılı sonucunu 1 verdi. 1 notuna hiç üzülmedim, hak etmiştim… bana cezayı konuşmamakla vermişti. Bir daha hiç konuşmadı benimle, komşumuzdu sık sık karşılaşıyorduk. Beni görünce yüzünü çevriyordu. Ben ölüyordum, kahroluyordum, yeniden ağlama krizim tutuyordu. Lise son da kızı ile dersanede aynı sınıftaydık, onunla bile konuşamıyordum. Uzaktan bakıyordum ve içim doluyor hep ağlıyordum. O zaman anlamıştım, cezanın en güzel şekli karşındakini yok saymak ve onunla hiç konuşmamak… Belki bu yüzdendir, ben hiç kimseye darılmam, küsmem, canımı çok acıtsa bile o kişiyi affederim. İz bırakmaz mı, hemde nasıl bırakır.
Ağlama Duvarı
|

Ağlama Duvarı
|
Duvarı kim ördü, ağlama duvarına döndü şimdi örülen duvar
İki taraflıydı be gülüm
Görmeseydim eğer taşları üst üste koyduğunu
Harç verir miydim sanıyorsun.?
Bugün yine seninle uyanmış ve uzun bir gün geçirecektim …
Belki sen değildin ama bana sen gibi geldi ki, mutlu geçirdim geri kalan saatlerimi ve hala tatlı bir gülümseme var yüzümde…
Ses verdin bana karanılığıma,(yada ben öyle hayal ettim!)
Gülüm; günler sensiz öyle sessiz ,inan çok renksiz bir anlayabilsem seni, ne halde olduğunu …
Sana gülüm dememde sadece gülümsememden…
Yoksa her gün gözyaşlarımla ağırlıyorum seni…
Camdan izliyorum seni hergün;o küçük pencerenin önündesin sende bana bakıyorsun, buluyorum seni.
Yola çıkıyoruz seninle, haydi, gel istersen!
O hemen biten yola çıkalım ,tut elimden koşalım , biliyorsun zaman çok çabuk geçiyor birlikteyken.
Ben uzatıyorum yolu … acı ile karışık mutlu olmaya ve yolu almaya çalışıyorum…Mutluluk saatlerimizi hatırlıyorum……
Ayna var karşımda ve yol…Aynada seni görüyorum, geliyorsun yanıma birlikte yola devam ediyoruz işte. Hissediyorum şimdi …
Başka ne vardı yolda bizden başka….yol çıkmaz yolmuş, o yüzden kendimize döndük. O yolun sonu olsaydı, aynada kendimizi bulabilir miydik dersin. O yol bizdik (çıkmaz) bir ucu sen , diğer ucu ben….ben ve sen’e çıkan…
Özlüyordun ya o yolu istasyonda, herkes geldi de bir ben mi gelmedim yoksa?
Yönümü yitirdim gibi gözüksede sana; aynı yoldayım ucu sana çıkan yolda…Yönümü yitirmedim, ya sen ne haldesin | |
Sendeydim
|

I.
Sendeydim,
II.
yaprak yağmurlarında ıslanırken rüzgârın ağaçlarla dansını izle (düşündümde) düşünde hep varsa hâlâ bırakmadım! / soyunurken kışa,gücünü dışa vuran dallarım çok güçsüz, bırakma kasırgaya ıslandım,çıplak kaldım tüm yapraklarımla düşünde özlemini tutuyorsan hâlâ özlendin!
III.
Koştuğumu düşündüm Maraton'a bin metrede tıkandım kaldım koşup, düşüyordum bırakma gelme, düşüme uyanamıyorum
|
|
|
Batuna'nin Sitesine Şeref Verdiniz....!!!
Tarih: 08:28, 14/3/2006
A S K Y E M I N I
BUGUN OLDUGU GIBI ,YARINDA YARINDAN SONRADA ONDAN SONRAKI GUNLERDE DE GOZLERIMDEKI YERININ HIC DEGISMEYECEGINE... BUGUNUM GIBI YARINIMDA DA HEP SEVGINLE YASAYACAGIMA... HER BAKISINDA OKUDUGUM O GÖZLERI,HER ZAMAN YANINDA GORECEGINE, EN YAKIN DOSTUN ,EN YAKIN SIRDASIN , EN YAKIN ARKADASIN OLACAGIMA... SIKINTININ SIKINTIM, ÜZÜNTÜNÜN ÜZÜNTÜM OLACAGINA... HER KIZGIN ANINI CICEGE DÖNUSTURECEGIME... HER UZGUN ANINDA GULUSUNUN GERI GELMESI ICIN ELIMDEN GELENI YAPACAGIMA... ASLA SOGUKTANDA YALNIZLIKTANDA SENI USUTMEYECEGIME... YANINDA OLMADIGIM VE YARLIGIMA IHTIYACIN OLDUGUHER ANDA BIR RUZGAR OLUP SENI SARACAGIMA... GOZUMUN GOZUNE DEGDIGI HER AN SANA YENIDEN ASIK OLUP SENI BIR PRENSE DONUSTURECEGIME... HER SABAH SANA ASIK OLARAK UYANACAGIMA... SEN UYURKEN SANA BAKIP IKIMIZ ICIN DUALAR EDECEGIME... BENI TANIDIGIN GUN, BENDE GORDUGUN NEYSE,ÖMRUNCE AYNI BENI GORECEGINE... SEVGIMIN ASLA DEGISMEYECEGINE... SEVGIMIN ASLA AZALMAYACAGINA... AKSINE HER GUN BUYUYEN BIR SEVGIYLE, SENI MUTLULUK ORMANLARINA TASIYACAGIMA... SENIN HERSEYIN ONUNDE OLDUGUN GERCEGININ ASLA DEGISMEYECEGINE... SENI ASLA IHMAL ETMEYECEGIME... SANA YALAN SOYLEMEYECEGIME... BASKALARININ YANINDAYKEN SENI ASLA UNUTMAYACAGIMA... ELINI USULUSUL TUTUP O ILK GUNDEKI AYNI HEYECANI HEP YASAYACAGIMA... TUM BALONLARI SENIN ICIN GOKYUZUNE SALACAGIMA... TUM CICEKLERDE SENI GORECEGIME... OKYANUSLARDA SENI DALGA YAPACAGIMA... GOKKUSAGINA SALINCAK KURUP 7 RENGE SENIN RENGINI KARISTIRACAGIMA... HER SATIRDA SENI YAZACAGIMA, SENI CIZECEGIME VE SANA SESLENECEGIME... SADECE BIR GUN DEGIL, BUTUN GUNLERIN SENIN GUNUN OLACAGINA... HIC BIRZAMAN HICBIR SEYI SENIN ONUNE GECIRMEYECEGIME... HER GUNUN BIR ONCEKINDEN DAHA GUZEL OLACAGINA... HER ANININ UNUTULMAZLIK ZINCIRINE BIR YENISINI EKLEYECEGIME... SENI SONSUZLUK KADAR COK SEVECEGIME... SENI SEN OLDUGUN ICIN SEVECEGIME... SENI BIR OMUR SEVECEGIME... SENI BIR OMURDEN DE OTE SEVECEGIME... SÖZ VERIYORUM...
Canım
Seni kalbime sigmayacak bir askla seviyorum..Bir an haber almassam delice özlüyorum seni..Yoklugunda hep aci çekiyorum sunu unutma canimin içi..Delice sevmenin bedeli aci çekmekse katlanirim kaderime.Seni ölümüne seviyorum tek askimsin sen benim.Seninde beni sevdigini biliyorum..Birbirimize uzak olsak da bu bana her zaman yetti.Seni ölüme kadar degil ölümden sonrada sevmeye Vede beklemeye devam edecegim sevgilim
|
Sadece Benim Ol
Cennetin bahçelerinde açan çiçegim.Binbir renkteki nadide böcegim.Suyum, günesim, herseyim.Bulunmazim, biricik esim.Sözüm yok, kelimeler tutkun.Seni çok seviyorum biricigim.Inan, ask'indan delirecegim.Hadi, bir sasir yolunu.Koynuma dol.Kimsenin degil, ne olur.Sadece benim ol
|
|
Toprak Kabul Edene Kadar
Aglamak yok bundan sonra bana Taki ben askta gülene kadar Sitem ederse mazi sana Ben beklerim ölene kadar
Isyan eden dillerim tutuldu Yar uzakta gözlerim doldu Askta dair sözlerim oldu Gözlerim yolunu gelene kadar
Sevda bir umuttur bir isik Bu hasrete ne desin asik Küsmek nedir bilse barisik Bedenim kefene girene kadar
Istemem yardan hiç dert keder Ben gibi olmasin günleri beter Tek dilegim benim olsun yeter Mutlu günleri görene kadar
Sevda alninda sevda yaziyim Yara kurbanim yarin saziyim Ben ölüme bile raziyim Toprak kabul edene kadar
| Vazgeçmeyeceğim Senden
Kararmış gökyüzü, bu hüzün neden? Yağmurlar da yağıyor bak, dinmek nedir bilmeden Ne bir ses, ne haber var senden Vazgeçemeyeceğim galiba Vazgeçmeyeceğim senden
Bilemiyorum, bu tutku niye, neden? Sevgilim, yoruldum artık beklemekten Gel artık ne olur yıllar geçmeden Vazgeçemeyeceğim galiba Vazgeçmeyeceğim senden
Çıldırdı bu yürek seni özlemekten Bıkmadı hayret! seni beklemekten Ne medet umuyor bilmem hala, bu sevgiden Vazgeçemeyeceğim galiba Vazgeçmeyeceğim senden.
her satirdan sonra isminle basliyorum..anla artik her seyimsin unutmak istermisin kim kimi unutursa leyladan mecnundan beter olsun bu bir beddua degil yeminimiz olsun..kim kimi unutsa ademden havvadan beter olsun
Bana aski sorsan tarifi yok derim desenki beni ne kadar sevdigini söylesen gökteki yildizlar, günesin yaydigi isik isinlari derim ama gün gelir bunlar bitecek ama sana olan askim bitmeyecek çünkü sana olan askim sonsuzunda ötesinde..
Yillari birgüne nasil sigdirdin hasretin acisini nasil dindirdin banada söyle bende bileyim. sana yalvarmistim sana aglamistim senden baska kimsem yok demistim sen simdi uzakta ben hasret içindeyim sen yoksun yanimda hasret içindeyim...dön artik nerelerdesin bitanem canim Bebem sensiz yasayamiyorum...
Bu gece yagmurla birlikte gözyaslarim yagiyor ve ismini yaziyor sensizligin acisi ile kivranan kaldirimlara. Süzülen her damlada sen vardin ve yine sen vardin gecenin en karanlik aninda. O doya doya bakamadigim gözlerin gözlerimin içine bir kez daha degseydi ve tebessümünden bir gül açsaydi yanaklarinda yetmez miydi. Bir bakisin bir ömre degmezmiydi sevdigim
Merhaba hasret kokan sevgilim Satirlarim seninle baslayip seninle bitiyor. Ama ne gecem ne gündüzüm sen siz geçiyor hasretin yüregimde alevlenirken seni ariyor bu yürek ve sevgin damarlarimda akarken lanet okuyor bana zalim felek !
KİMİN SEVDASI PAZARDA SATILMAK İÇİN...BENDEKİ BU SEVDADA MEZARDA YATMAK İÇİN
MEZARDA DA SANIRIM KURTULAMAM SEVDAMDAN..ET KEMİKTEN AYRILSADA BEN SENDEN AYRILAMAM ....!!!!
GÜLBAHÇESİ
 
 
{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }
|
|